SEVDİĞİMİZ OYUNLAR

Renkli ve cesur hayaller kur

Gris'de seni dokunaklı bir macera bekliyor.

Merkezindeki derin ve katmanlı öykü gibi, GRIS de pek çok şeyin karışımı: Olağanüstü keyifli bir bulmaca platform oyunu, hayat bulan sulu boya resimler ve umudu, yası ve trajik bir kayıptan sonra hayatı toparlamanın verdiği keyfi yansıtan, heyecan verici dijital bir sanat eseri.

GRIS, durmadan değişen bir renk paleti kullanılarak itinayla çizilmiş.

Oyunun el ile ustaca çizilen her bölümü, yas sürecinin beş evresinden birine değiniyor. Onları nasıl geçeceğini çözdükçe, başta siyah-beyaz olan oyun dünyası aşama aşama renkleniyor; zaten 'gris' İspanyolca'da gri anlamına geliyor.

Oyunun rüzgarlı çöllerinden ve yemyeşil ormanlarından çıkarabileceğin pek çok ders var. Mesela depresyonu temsil eden su altı bölümünde, derine dalmayı öğreniyorsun.

İlerledikçe oyunun sihri kendini göstermeye başlıyor. Mesela rüzgarla dalgalanan pelerinin, engelleri yıkan bir taş bloğa dönüşebiliyor.

Dinlendiren ve derin düşüncelere daldıran ritmine rağmen GRIS, sürpriz ve sihirle dolu bir oyun. Labirente benzeyen su altı mağaralarında yolunu bulmak için kendini bir vatoza dönüştürebilir, etrafındaki kelebeklerle beraber gökyüzünde süzülebilir ya da dalgalanan pelerinini seni rüzgardan koruyan dev bir taş bloğa dönüştürebilirsin. Kalbindeki derin acının küllerinden muhteşem yetenekler doğuyor.

GRIS’te ölmek yok. Bir boşluğa düştüğünde veya zıplamayı kaçırdığında tekrar yukarı çıkıyorsun. Korkunç siyah kuşlar veya mürekkebe benzeyen ürkütücü yılan balıkları gibi gölgemsi yaratıklar, yolculuğun boyunca aşman gereken engellerden ibaret.

GRIS siyah-beyaz başlıyor, ancak her mekan oyuna yeni tonlar ve anlam katmanları ekliyor.

GRIS, pop grubu Berlinist imzalı duygu dolu müzikleri dahil, büyüleyici biçimde hayata geçirilen tüm unsurları ustaca bir araya getiriyor. Hatta bir bölümde müzikler aksiyona o kadar iyi uyum sağlıyor ki, hareketlerinin zamanlamasını müziğin ritmine göre ayarlayabiliyorsun.

GRIS, rengarenk bir oyun. Bu unutulmaz deneyim bize neşenin, kederin ve iyileşmenin ne kadar iç içe olduklarını hatırlatıyor.