Threes!’i sadece bir bulmaca oyunu olarak tanımlamak, Michael Jackson'ın sıradan bir pop yıldızı olduğunu, Leonardo da Vinci’nin yalnızca bir ressam olduğunu veya Stephen Hawking’in herhangi bir teorik fizikçi olduğunu iddia etmek kadar garip olur. Threes! asla bir Grammy® veya Nobel Ödülü kazanmayacak olsa da basit oyun mekanikleri ve zorlayıcı bulmacalarıyla çığır açıyor, oynayan herkesin kalbini çalıyor.
Çoğu üç ve üçün katları olan sayılarla dolu bu oyun, ilk bakışta karmaşık ve göz korkutucu görünebilir. Ama Threes!’i tekrar tekrar oynamaya değer kılan özellikleri basitliği ve tarzı. Oyunu oynamak için yalnızca üzerlerinde 1 ve 2 rakamları olan taşları kaydırarak birleştirmelisin, böylece üzerinde 3 rakamını taşıyan bir taş ortaya çıkacak.
Temel kuralları öğrendiğine göre sıra bir sonraki adıma geldi. Aynı sayılara ait taşları birleştirdiğinde tek taş ortaya çıkacak, sayı ikiye katlanacak ve oyun tahtasında bir boşluk açılacak. Daha yüksek değerleri taşıyan taşlara ulaştıkça, puanın artacak.
Oyun mekaniklerini kavradıktan sonra her biri ayrı kişiliklere sahip olan taşları kaydırmak hem huzur verici hem de çocuk işi kadar kolay bir deneyime dönüşüyor. Bazı durumlarda oyuna devam edebilmek için şansına güvenmen gerekecek, ama oynadıkça Threes!’de ustalaştığını da hissedeceksin.

Threes!, gün içinde fırsat bulduğun her anda oynayabileceğin bir oyun. Kısa oyun molalarında hem çok eğlenecek hem daha yüksek puanlara ulaşmak için inat edeceksin.
Seni anında içine çeken bu bulmaca deneyimi, Threes!’i otobüste veya randevulaştığın birini beklerken birkaç kez oynayabileceğin harika bir oyuna dönüştürüyor.